<body><iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=8316932&amp;blogName=nesk%C3%BC%C3%BCtl%C3%BC+s%C3%BCt+ve+p%C3%BCsk%C3%BC%C3%BCt...&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=SILVER&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fkidinmind.blogspot.com%2F&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fkidinmind.blogspot.com%2Fsearch" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div id="space-for-ie"></div>

110207 11 Şubat 2007 |

Blogger bizim icin altyapiyi degistirmis ancak kusrumuza bakmasin. Artik buradayiz;

http://www.kidinmind.org

Operim.

Etiketler:

161206 16 Aralık 2006 |














kaptan magara adami geliyor.

091206 09 Aralık 2006 |

oncelikle bir uyariyla baslamak lazim bu yaziya.
eger cumartesi aksami icin bir planiniz yoksa, annenizle oturup cay ve cerez esliginde arka arkaya badigard ve yuv gat meyıl izlemeyin. sagliga mideye felan zararli. sonra reklam ya da film arasi yoksa pek daha zararli.

gecen pazar bir adet les sinavina girdim. allah biliyor ya sadece 2006 mayis sorularina bakarak girdim. blog camiasinda taninan bir arkadasimiz bundan bir bucuk sene evvel, bu sinav icin "ösym pazar bulmacasi" demisti de hadi leyn cekmistim. ancak sinavdan sonra kendisine katildigimi soyleyecegim. (hos, rezil olma ihtimaline karsin, bu yaziyi sinavdan sonra yaziyorum.)

ha bir de, doktoraya basvurmak amaciyla girdigim bu sinavdan 2 gun evvel, bir arkadasim su sozleri soyledi; "yaa biliyor musun, bu curukler murukler felan hepsi genetik."

biri bize bunu dishekimligine girmeden evvel soyleseydi, okumazdik bes sene. meger hepsi yalanmis. ha sunu bileydik...

261106 26 Kasım 2006 |

senelerdir geceleri dis sıkmaktan muzdarip bir insan evladiyim. pek cogumuz gibi.

onceleri dediler ki etyolojik sebebi elimine etmeden rahata kavusamazsiniz. baktik, sebebi ortadan kaldirmanin mumkunati yok. zira beyaz atli prens gelip opecek olsa, kronik periodontitisli mi diye kontrol eder, ya da hepatit bulastirirsa diye korkar olduk.

az gittik uz gittik dere tepe duz gittik. baska cozumlere basvurduk. kas gevseticiler, antienflamatuarlar, analjezikler ve elbette gece plagi.

donduk bir de baktik ki meger arpa boyu yol gitmisiz. en son"himm bu boyle olmayacak. psikolojik konsultasyon gerekli.." dedi bilirkisi ve boylece masalimizin "psikolojik danisman" arama kismina gectik.

gecenlerde bir psikologa dis gicirdatma teshisi koydum. elma da kime duserse dussun.

*ben yokum*

141106 14 Kasım 2006 |

odanin dekorasyonunda degisim ruzgarlari esti.
les kitabi masa uzerinden kalkti ki zaten 99 mayis les'i disinda bir halt da cozmemistim. yerine beyaz musambamizi serdik, polimetilmetakrilat ve metilmetakrilat kardeslerle birlikte, izolasyon materyalleri, ispirto ve bek, elbette mumlarimiz, aljinatimiz ve silikonumuz konuverdi.

evet, protez yapmaya hazirim.

ayni zamanda üc kaplan yirticiliginda dolgu soker, iki lama tukurmesi tutuculugunda yenisini yaparim. bu da yetmez, su aygirilarinin dis kovuklarindaki besinlerle beslenen mutualist kuslar misali konarim disten dise... sek sek sekerek mahmure.


bir yastik yorgan atinca burasi da super olacak.




010906 01 Eylül 2006 |

Bugünkü blogumuzun sorulari; japon bilimadamlari ne kadar biliyor? Türkler neden susamaz? Ve vapurda uyumanin incelikleri nelerdir?

Ilk etapta, japon bilimadamlarinin gercekten boydan fakir ancak arastirmadan zengin insanlar olduklarini soyleyebilirim. Allah inandirsin, gecen gun yine dishekimligi ile alakali bir seminere cagrildim (hemen parantez ici bilgi olarak hohho beni surekli seminerlere cagiriyorlar naggber diyecegim.) Aslen buna seminerden cok bir urun tanitimi diyelim. Allah inandirsin dedim ya, gercekten o inandirmazsa, adamlarin sunduklari verilere inanmak pek akil kâri degil. “Biz bunu yaptik, arastiricilarimiz bunu kontrol etti, bilim adamlarimiz super raporlar hazirladi” da... Herhangi baska bir arastirmacinin raporu felan yok. Yazis yani. Zaten, dönüp ismi –lazim degil- bir kamyon markasini feci halde andirmakta olan bilimadamimiza “peki ya kontr-arastirmalar?” diye sordugunuz zaman “ugh” diye kaliyor.
Kalir tabi azizim.
Kalir, cünkü bu adamlar cok sey biliyorlar.
Ama...
Ingilizce bilmiyorlar.
Zaten benim oradaki mevcudiyetimin temeli de bu ingilizce cagrisimi yapan, ama kesinlikle alakasi olmayan dili, pek sevgili dinleklere cevirmek idi. Isin en zor kismi da soru-cevap safhasiydi. Zira dinleklerin özene bezene hazirladiklari sorulari ayni sekilde cevirince bir turlu japon bilimadamimiza anlatamiyordum. Kafasinda animelerden asirma bir ampul yanma sahnesi hazirlamak amaciyla kendisine, air flow’u anlatmak icin yanaklarimi sisirip adamin suratina dogru üfledigimi, light-curing unit icin elime lazer tabancasi almis rolü kestigimi ve kesinlikle mankenlere tas cikardigimi, tensile icin iki elimi yumruk yapip zorla birbirinden uzaklasiyormus gibi ikindigimi, shear icinse bir sopa parcasini dizimde ortadan ikiye bükme pozisyonuna gecisimi anlatmayacagim bile. Ups, anlatmisim.

Herneyse, baktim bunlar ingilizce bilmiyor, “arigato” diyerek ortamdan uzaklastirirken, hesabima aktarilan meblagi ogrenerek oldukca guldum. Beyler, siz siz olun 4 “mili”litresi 110 euro olan bir malzemenin tanitiminda %100 etkili olan bir cevirmene, 4 mililitrelik bile degeri olmadigini kanitlayan ucretler vermeyin. Bu arada ismi lazim degil firmaya da, sevgilimle “bir” aksam yemegi yiyebilecek kadar ödeme yaptiklari icin tesekkur ediyorum. Bastan soyleseydiniz, ben size iki katini verirdim, benim yerime siz cevirirdiniz.

Cevirme demisken, iki lafi dogru duzgun ceviremeyen ve icinde bulundugu ahval ve seraiti anlatmaktan yoksun pek sevgili Turk arkadaslarimiza da deginmeden gecemeyecegim. Hepsi aslinda birer telekomunikasyon “bilimadami” da.. Sizin haberiniz yok.

Bugün can sikintisindan bir iki ameliyata gireyim diyerekten fayansci ustasini aratmayan mavi cerrahi takimimi ustume gecirmis, galoslarimla enterasan sesler cikararak yürürüyordum. Gömük yirmi yas disi cekimlerinden birisi... Koltukta da “nasil ya! istemem be!” seklinde konusan pek degerli yirmilik bir veledimiz oturuyor. Neyse, cocugun susmasini sagladiktan sonra 15 dakika icinde disi cekip, dikislerini attik. Sonra agzina pamuk tampon koyduk ve ben “sessiz kalma hakkina sahipsiniz..” misali amerikan filmlerinden firlamis, artik ezberledigim seyleri sirayla saymaya basladim; “En az 20 dakika pamuk tamponu isiracaksin, soguk kompres uygula, siddetli calkalama, iki gun sigara alkol yok, aspirin yok, cok sicak icecek yok....” diye sayarken cocuk da “niye ya! nasil sigara olmaz be!” seklinde naralar atmaktaydi. Dedim guzel kardesim bir sus. Gel sana bir ilac yazalim.

Ben masada hastaya recete yazarken, masanin ustunde de ameliyat listesi vardi. Orada da benim ismim... Cocuk eline cep telefonunu aldi takir takir bisiyler yaziyor. Sonra döndü bana gösteriyor;

Cocugun cep telefonu - Sen buradaki misin?” (Orada Fatima yaziyor...)
Fatimanin yamuk agzi – Hıı..
CCT – Fatma mi Fatima mi?
FYA – Fatima.
CCT - Nerelisin Fatima?
FYA – Türkiye.
CCT – Hangi il?
FYA – Napacaksin...
CCT – Merak ettim, ilgimi cekti de...
FYA – Bi sktrip gider misin?
CCT – Efendim?
FYA – Preskripti isletir misin?
Bu sekilde eline receteyi vererek ortamdan uzaklastirdik. Bu sekilde, nasil olup da her yaz onlarca “Rus kizi chatlestigi Turkle kacti...” “Ingiliz anne; Kizim Antalyaya chatlestigi cocuga kacti..” haberi okudugumuza da akil sir erdirdim. Mesele konusmak degil de konus’tur’mak olunca, Türklere bir cesaret geliyor kuzum.

Son olarak vapurda uyumanin incelikleri dedik, bu da blogun romatik kismi. Horul horul uyuyorum valla diyerek ortami rezil ettikten sonra , yine de arada gögsüme düsen basimi tutan birileri olsa hic fena olmazdi diyorum.

280806 28 Ağustos 2006 |

Uyusuk biriyim.
Denir hani, Fifa - Fia - Fiesta kardeslerin soyadi Afyonoglu'dur. Sanirim gunumuzde bu hedeleri opioid olarak kullanmayan pek adam yok. Ve ben de uyusugum. Soyadimi Uyusukoglu olarak degistirebilirim misalen, boyle seyler genetik kodda yaziliyor. Annem bir sampiyonlar ligi macinda kalp krizi gecirmez, sevgilim futbolun asla sadece futbol olmadigini kanitlama yolunda mafya tarafindan bir suikaste kurban gitmez, ablam da kendini gunun birinde Alonsonun onune atmazsa bu iddialarim curumus olacak, ben de Uyusukoglu soyadindan feragat edip, herkese turk oldugumu gosterecegim.

Donelim konumuza...
Uyusuk bir pazar sabahi yataktan kalkarken, bugun 53 derecelik bir pistin ustunde 40 derecelik hava sicakligi ve 73% nem kosullari altinda yuz metreyi on saniyenin altinda kosmaya calisacaksin deselerdi, "ak sacli dede, yanlis ruyaya geldin..." derdim. "Bana boyle dedigin icin bugun schumacher 3ncu olacak" diye durtunce birden bire kendime geldim; bugun grandprix vardi!

Gidis rahatti ancak bu sene nedense organizasyon, otobuslere bilet zorunlulugu getirmisti, ister ogrenci ol ister tam, mecburen 2 tam bilet atiyordun (ki gecen seneki sadece formula biletini göstermek yeterli, buyrunuz... misafirperverliginden sonra iett nin gecen sene bu isten ne kadar zararli cikmis olabilecegini hesaplamaya calistim. bu sene acigi kapatip kâra gecmeyi hedeflediklerini dusundugumden) Bu arada neden bilmiyorum, turistlerde bir bagira cagira konusma hastaligi var. Italyanlar, almanlar, polonyalilar... Otobuste sadece biz variz havasindalar.

Bu sene tribun sekizdeydim ki bu da beni, direkt onüc ve ondördüncü virajin önüne ve otomobillerin en dusuk hiza gectikleri yere getiriyordu. Kasklar dahi cok rahat secilebiliyordu, zira pistten sadece 25 metre uzaktaydim. Benden dört-bes blok ötede oturan Yalcin da her koltugun bir digerine gore avantaji ve dezavantaji oldugundan bahsederek, start-finish duzlugunu goremiyor olmamin uzuntusunu hafifletmeyi bildi. kendisine buradan öpücükler ve ömür boyu saadetler...

Gecen sene kiyafetli seramoni, ayni zamanda klasik arabalar icerisinde pilotlarin teker teker gecerek bizleri selamladiklari yarim saatlik bir toren seklindeydi. Bu sene, özellikle her "önemli" olay gününde mutlaka bir kaza ile otobani tikamayi basaran milletimiz hasebiyle, saatlerce trafikte kalip alana girmemle birlikte tribunlere kosmamin bir olmasi gerekse de, bekledigim kadar uzun uzun bir seramoni goremedim. Hatta utanmayip "pilotlarin hepsini bir traktore tikmislar, tur attiriyorlar hih" deme curetini bile kendimde buldum.

Yaristan cok cok bahsetmeye gerek yok. Önümde Almanyadan gelmis kocaman bir Ferrari kafilesi ve Almanlardan birinin poposuna yapismis kuvvetli muhtemel bir Türkün sakizi, onun önünde Kimi hayrani bir cift Finli, kösede Superaguriden herhangi bir pilot gectiginde anlamadigimiz bir yigin kelime savuran Capon bir teyze, yaris boyunca sevgilisine surekli fotografini cekmesi hususunda baski yapan Rus bir hatun ve yine Rus sevgilisi ile birlikte united colors of benetton tadinda yaris izledik.


Yaris bitiminde, muhtemelen "simdi teller indirilecek hazir olun" denmedigi icin, milletin bir anda stadi bosaltmasina anlam da verebildik ama yine de tellere yapismis bir halde padocka kosmaya meyillendik. Tellerin indirilmesiyle birlikte ak sacli dedenin kerametleri de bir bir hayat buluyordu. Muzmin sakat etiketimle birlikte topuklarim kicima carpa carpa kosuyordum. Kürsünün hemen önündeki tellerin arkasina yapisip (tellere tirmanmis bir cogugun iki bacaginin arasindan...) Schumiyi sapkasini takarken ve Massa'yi da aglarken gorunce, Jean Todt'a olan kizginligim bile gecti.

Buradan ana tribun kapilarini acmayip bizi once bir kilometre ileri, sonra da iki kilometre geriye yuruten ve bu sirada sivi tatbikinde bulunmayan organizasyona, otobus kuyrugunda beklemenin ne demek oldugundan bihaber guzide turistlerimize, illa klimali araca binecegim diye israr edip ayakta kalan ve Kurtkoy kavsagindaki trafikle beraber meniskusu azan, bu sebeple oturan adamlardan birinden ayagini biraz otelemesini istedikten sonra onun ayak ucuna oturup kulkedisi kivaminda takilan kendime, ve buna karsin kalkip bana yer veren, sadece yaris icin baska bir sehirden istanbula geldigini, grand standde oturdugunu ve Ferrari fan'i oldugunu anladigim zâta selamlarimi iletiyorum. Ah bir de "real turkish tifosi"lere...

Who is Alonso?
Forza Schumi..!

*fotograflar fatima tarafindan cekilmistir. ehm ben oluyorum*

nesküütlü süt ve püsküüt tüketin

yatmadan once dislerinizi fircalamayi unutmayin