arkadaslar arasinda bir "arkadas testi" furyasi aldi basini gitti.
bunlar dönemsel seyler. bir ara blog furyasi oldugu gibi. patlama yasiyor. bakteriyel proliferasyon grafigi seklinde dalgalanmalar. ama guzel seyler tabi.
ben de arkadas testi linkimi aktive ettim, sorularimi güncelledim ve tabi ki "arkadaslar"a yolladim. sorulardan birini, "benim blog adresim nedir" yapacaktim ama kazik soru olur diye "göz numaram kactir"a döndürdüm. bunun bilinmemesine ise sastim. ama 2 yaklasik cevaplara da puan vermistim ki, kimse totalde 10-20 felan almasin.
sonra celdirici siklari sadece insanlar dusunsun diye koydum. belki analiz edip, akillarina benle alakali trivialar gelir hani. kandirmacali. puanlamalari da celdiricilik yonunden fazla olanlara fazla pay vererek yaptim. kisacasi manevi abime "mehmet" diyen 9, "yalcin" diyen 10 aldi. sevdigim icecege cappucino diyen 9, nescafe diyen 10 seklinde...
derken farkettim ki, en yuksek puanlardan birini yapan arkadasimla cok uzun zaman olmus görüsmeyeli. bu aralar kendimi sosyalligin doruklarinda bulmusken onunla da görüsmeli dedim kendime.
tarot diyor ki "yalnizliga ihtiyacin var".
born without a friend, bound to die alone.
30 Ocak 2005
26 Ocak 2005
250105
artik "15 tatil" kelimesini eklerine koklerine ayirabiliyorum. sonra da kokten disari cikarip, logaritmasini aliyorum. sonra helix modeline getirip donduruyorum. sonra yutuyorum. kirmizi da tutuyorum. kurallar benden.
hani ansiklopedi veren gazeteler derler ya "69 degil.. 59 degil.. 49 degil.. yalnizca 39 kupona!" diye; işte benim yarıyıl tatilim de "15 degil, 13 degil, 11 degil, 9 degil yalnizca 7 gun!"...
bir alttaki post'uma bakip bakip kafami gecirecek bir yerler arayacagim. musaadenizle.
hani ansiklopedi veren gazeteler derler ya "69 degil.. 59 degil.. 49 degil.. yalnizca 39 kupona!" diye; işte benim yarıyıl tatilim de "15 degil, 13 degil, 11 degil, 9 degil yalnizca 7 gun!"...
bir alttaki post'uma bakip bakip kafami gecirecek bir yerler arayacagim. musaadenizle.
23 Ocak 2005
220105
sıkıldım.
evet.
sınavlar bitti. evdeyim. cay-kahve-soda uclusu ile birlikte tv izliyorum. film izliyorum. cizgi film izliyorum. ve sıkılıyorum. ders calışmıyorum. ve hala sıkılıyorum. kitap okuyorum, muzik dinliyorum, uyuyorum, uyanıyorum ve yine sıkılıyorum.
sanırım okumak guzel birsey.
okulumu bile sevebilirim.
*bir insan can sıkıntısından ölebilir mi?
evet.
sınavlar bitti. evdeyim. cay-kahve-soda uclusu ile birlikte tv izliyorum. film izliyorum. cizgi film izliyorum. ve sıkılıyorum. ders calışmıyorum. ve hala sıkılıyorum. kitap okuyorum, muzik dinliyorum, uyuyorum, uyanıyorum ve yine sıkılıyorum.
sanırım okumak guzel birsey.
okulumu bile sevebilirim.
*bir insan can sıkıntısından ölebilir mi?
17 Ocak 2005
160105
dogumgunu gecti. 3 gun 3 gece kutlamalar yapildi. "bu kiz kocaman oldu artik, citirliktan cikti" diye itiraflar edildi. hediyeler verildi. pastalar kesildi. yagmurlar yagarken yurundu. saat 00:00'da kutlayanlar oldu. sagolsunlar. gun icinde arayanlar oldu, mesaj cekenler de. ortak mesaj: "iyi ki dogdun".
yine de gunun sonunda insan, unutanlara sitemkâr bir hale geliyor.
sanirim bazilari icin "iyi ki" dogmadim.
yine de gunun sonunda insan, unutanlara sitemkâr bir hale geliyor.
sanirim bazilari icin "iyi ki" dogmadim.
16 Ocak 2005
150105
Screaming at the window
Watch me die another day
Hopeless situation endless price I have to pay
Diary of a madman
Walked the line again today
Entries of confusion
Dear diary I'm here to stay
Sanity now and beyond me, I will always love you,
However long I stay, I will always love you,
Whatever words I say, I will always love you
There's no choice
Whenever I'm alone with you
You make me feel like I'm whole again
Voices in the darkness
Scream away my mental health
Can I ask a question
To help me save me from myself ?
Sanity now and beyond me, I will always love you,
However long I stay, I will always love you,
Whatever words I say, I will always love you
- There's no choice -
Watch me die another day
Hopeless situation endless price I have to pay
Diary of a madman
Walked the line again today
Entries of confusion
Dear diary I'm here to stay
Sanity now and beyond me, I will always love you,
However long I stay, I will always love you,
Whatever words I say, I will always love you
There's no choice
Whenever I'm alone with you
You make me feel like I'm whole again
Voices in the darkness
Scream away my mental health
Can I ask a question
To help me save me from myself ?
Sanity now and beyond me, I will always love you,
However long I stay, I will always love you,
Whatever words I say, I will always love you
- There's no choice -
09 Ocak 2005
080105
sizin hic cekmeceleri yerinden cikmayan sifonyeriniz oldu mu?
en arkada duran camasira uzanmak icin ondekileri cikarmak zorunda oldugunuz?
peki hic butun cekmeceleriniz hafif acikken en ust cekmeceden herhangi bir seyinizin (en ust cekmecede de corap olmaz ama ornek uzre corap diyelim) dustugu oldu mu?
sonra alt cekmecenizin kapanmadigi, alt cekmeceyi tamamen bosaltip orada sikismis corabi cekip almak icin kolunuzu uzattiginiz ve kolunuzun cizikler icinde kalmasina ragmen erisemedigi?
sonra corabi cikarmak icin pens, makas, cimbiz ve benzeri kiskacli aletlerin herhangi birinden yardim aldiginiz?
derken o aletin de o bosluga dustugu ve artik cekmeceyi kapatirken, kapanmamasi yanisira bir de metalik sesin size eslik ettigi?
iste 2 gun once basima bu geldi. pensi cikarmak icin 45 dakika ugrastim. corap veya ne idugu belirsiz o nesne ise sifonyerin alt cekmecesinin arka kisminda hala mevcudiyetini koruyor.
*bu arada annem kabak tatlisinin bu defa cok guzel olmadigini, bir dahaki sefere daha guzelini yemen icin gelmen gerektigini soyluyor.*
en arkada duran camasira uzanmak icin ondekileri cikarmak zorunda oldugunuz?
peki hic butun cekmeceleriniz hafif acikken en ust cekmeceden herhangi bir seyinizin (en ust cekmecede de corap olmaz ama ornek uzre corap diyelim) dustugu oldu mu?
sonra alt cekmecenizin kapanmadigi, alt cekmeceyi tamamen bosaltip orada sikismis corabi cekip almak icin kolunuzu uzattiginiz ve kolunuzun cizikler icinde kalmasina ragmen erisemedigi?
sonra corabi cikarmak icin pens, makas, cimbiz ve benzeri kiskacli aletlerin herhangi birinden yardim aldiginiz?
derken o aletin de o bosluga dustugu ve artik cekmeceyi kapatirken, kapanmamasi yanisira bir de metalik sesin size eslik ettigi?
iste 2 gun once basima bu geldi. pensi cikarmak icin 45 dakika ugrastim. corap veya ne idugu belirsiz o nesne ise sifonyerin alt cekmecesinin arka kisminda hala mevcudiyetini koruyor.
*bu arada annem kabak tatlisinin bu defa cok guzel olmadigini, bir dahaki sefere daha guzelini yemen icin gelmen gerektigini soyluyor.*
08 Ocak 2005
070105
aklima geldi.
eskiden deli dehset bir nickelodeon izleyicisi idim. hangi cartoon'dan sonra hangi reklamin gelecegini dahi ezbere bilirdim. iste o gunlerde basladi arnold askim. bu, ninja turtles'tan donatello'ya olan askim, donatello'nun kimyaya olan aski ve benim kimyayi birincil branslardan kabul eden bolumde okuyor olmamdan farkliydi.
onun amerikan futbol topu gibi kafasina, yapisik mavi kotu, mevsimine gore ustunden cikmayan kazak veya t-shirt ile kombine edilmis oduncu gomlegine, kafasindaki ufacik kasketine, onun grunge havasina, onun cool durusuna, onun safligina, onun zekasina, onun duzenine, ona asik olmustum evet. o ihtiyarlari da idare ediyordu, yasitlarini da, bir goz kirpinca hatunlar ona gulumsuyordu*. ve bu cocuk daha 4ncu siniftaydi.
ah bir de helga vardi. cirkin ordek yavrusu tiplemesinden agzinda olmayan ortodontik apereyleri ile ayrilan, kendince oldukca guzel, zeki, erkek gibi bir kizdi helga. 9 yasindaydi ve kizsallikla tek alakasini saglayan iki taraftan topladigi kurdelali saclari ve ustu toz toprak olmus pembe igreti elbisesini de saymazsak, potansiyel platonizmin doruk noktasina bayrak dikme ihtimali uzerinde durmazdik bile.
gecen bir bolumune rastladim yine tv'de. cok karli bir gundu. arnold kalorifer borularini tamir etmek icin buyukbabasina yardim ediyordu. sonra buz pistine dogru yola koyuldu ayaginda patenleriyle. helga da phoebe (side-kick) ile birlikte kardan heykel yapiyordu. phoebe'nin yuvarlak kafali, koca govdeli ve havuc burunlu kardan adaminin yaninda, helga'nin amerikan futbol toplu, havuc sacli arnold'imsisi goz yasarticiydi. phoebe'nin "o ne" diye sormasi uzerine, saatlerce yaptigi bir eseri goz kirpmadan parcalayip "sinir cocuk iste. hincimi aliyordum" dedirten ketumluktu belki de helga'yi helga yapan.
bu sirada arnold'in; kizsal kiyafet ve zarafet icerisinde suzulerek paten kaymakta olan hatuna goz kirpisiydi belki de beni bitiren.
*bir goz kirpinca hatunlar ona gulumsuyordu.
eskiden deli dehset bir nickelodeon izleyicisi idim. hangi cartoon'dan sonra hangi reklamin gelecegini dahi ezbere bilirdim. iste o gunlerde basladi arnold askim. bu, ninja turtles'tan donatello'ya olan askim, donatello'nun kimyaya olan aski ve benim kimyayi birincil branslardan kabul eden bolumde okuyor olmamdan farkliydi.
onun amerikan futbol topu gibi kafasina, yapisik mavi kotu, mevsimine gore ustunden cikmayan kazak veya t-shirt ile kombine edilmis oduncu gomlegine, kafasindaki ufacik kasketine, onun grunge havasina, onun cool durusuna, onun safligina, onun zekasina, onun duzenine, ona asik olmustum evet. o ihtiyarlari da idare ediyordu, yasitlarini da, bir goz kirpinca hatunlar ona gulumsuyordu*. ve bu cocuk daha 4ncu siniftaydi.
ah bir de helga vardi. cirkin ordek yavrusu tiplemesinden agzinda olmayan ortodontik apereyleri ile ayrilan, kendince oldukca guzel, zeki, erkek gibi bir kizdi helga. 9 yasindaydi ve kizsallikla tek alakasini saglayan iki taraftan topladigi kurdelali saclari ve ustu toz toprak olmus pembe igreti elbisesini de saymazsak, potansiyel platonizmin doruk noktasina bayrak dikme ihtimali uzerinde durmazdik bile.
gecen bir bolumune rastladim yine tv'de. cok karli bir gundu. arnold kalorifer borularini tamir etmek icin buyukbabasina yardim ediyordu. sonra buz pistine dogru yola koyuldu ayaginda patenleriyle. helga da phoebe (side-kick) ile birlikte kardan heykel yapiyordu. phoebe'nin yuvarlak kafali, koca govdeli ve havuc burunlu kardan adaminin yaninda, helga'nin amerikan futbol toplu, havuc sacli arnold'imsisi goz yasarticiydi. phoebe'nin "o ne" diye sormasi uzerine, saatlerce yaptigi bir eseri goz kirpmadan parcalayip "sinir cocuk iste. hincimi aliyordum" dedirten ketumluktu belki de helga'yi helga yapan.
bu sirada arnold'in; kizsal kiyafet ve zarafet icerisinde suzulerek paten kaymakta olan hatuna goz kirpisiydi belki de beni bitiren.
*bir goz kirpinca hatunlar ona gulumsuyordu.
03 Ocak 2005
02 Ocak 2005
010105
Ayin 1'i.
Ocak Ayi.
Sene 2005.
More Than A Woman.
Biraz da acik pencereden gelen araba gurultusu.
Komik degil mi?
Dort sene once neredeysem yine oradayim. PC basinda. Mutemadi bir mizmizlanma hali icindeyim bir de. Karinca ciftligimi yere dusurmusum gibi. Karincalar dagilmis gibi. Odam karincalanmis gibi. Toplamak icin elimle yere bal calmisim gibi. Sonra elim karincalanmis gibi. Gozumu yummusum, "ebe-tura bir iki uc" demisim ve gozumu acmisim gibi. Ebelik hakki bir karincaya gecmis gibi. Beni dondurmuslar gibi. Biraz da kulagim gidiklaniyor gibi.
Mmmm-ıhh..
Ocak Ayi.
Sene 2005.
More Than A Woman.
Biraz da acik pencereden gelen araba gurultusu.
Komik degil mi?
Dort sene once neredeysem yine oradayim. PC basinda. Mutemadi bir mizmizlanma hali icindeyim bir de. Karinca ciftligimi yere dusurmusum gibi. Karincalar dagilmis gibi. Odam karincalanmis gibi. Toplamak icin elimle yere bal calmisim gibi. Sonra elim karincalanmis gibi. Gozumu yummusum, "ebe-tura bir iki uc" demisim ve gozumu acmisim gibi. Ebelik hakki bir karincaya gecmis gibi. Beni dondurmuslar gibi. Biraz da kulagim gidiklaniyor gibi.
Mmmm-ıhh..
31 Aralık 2004
301204
Saat: 11:15
Yer: Molar anfisi cikisi
Vaziyet I: Tuvalete yetismek icin kosma pozisyonu
Vaziyet II: Asistandan cagri.
asistan - şahıs!
sahis - efendim?
asistan - bir daha derste sakiz cigneme.
sahis - ciddi misiniz?
asistan - bir asistan dalga gecmez.
sahis (agiz acik pozda) - ...
Yer: Molar anfisi cikisi
Vaziyet I: Tuvalete yetismek icin kosma pozisyonu
Vaziyet II: Asistandan cagri.
asistan - şahıs!
sahis - efendim?
asistan - bir daha derste sakiz cigneme.
sahis - ciddi misiniz?
asistan - bir asistan dalga gecmez.
sahis (agiz acik pozda) - ...
28 Aralık 2004
281204
sinavlar birer birer ilerlerken, kar uzerinde yuzucu paletleriyle yurumeye calisan bir adamdan farksizim. yuzey alani arttigi icin her ne kadar batma problemim olmasa da, kabul etmek gerek paletler fazlaca üsütüyor. hani olur da dunyanin "tsunami" haberleriyle calkalandigi su gunlerde, kuresel isinmanin da etkileriyle birlikte olasi bir dalga da kiyiya vurup usumeden yasamayi planliyorum. kisacasi paletler benimdir benim kalacak.
26 Aralık 2004
251204
dun, her uyumadigim her saat icin gozlerimin etrafinda mor renk skalasinda tonaj farki yapan 24 halka ile dolasip, bir de sinavdan sonra ders dinleyip, alisveris*e gidip, yemek yiyip, sinemaya girdigimi (sarah michelle gellar aski dahi o filmi guzel kilamadi, hatta bir ara kalabalik eden goz cevresi halkalarim sikistirma yapti ve az daha uyuyakaliyordum. senseiyi dinlemeliydin cekirge.) sonra da eve gelip sizdigimi soylersem sasirmazsiniz sanirim.
karin agrisiyla uyandim ve nedense tedavi sinavinda cikan sorulari kontrol edesim geldi. bu islem; karnima giren agrilarin siddetini arttirmaktan baska pek birsey yapmadi. agri kesici alip tekrar yattim.
simdi kafami kurcalayan bir hadise var. oyle bir kiz dusunun ki hergun okula gidiyor ve dersleri 8'de basliyor. ancak evi o kadar uzak ki 6:30'da evden cikmak zorunda. 5:45 gibi uyaniyor. sinav donemlerinde uyku da uyuyamiyor hatta.
derken kizin okudugu bolumden bir ust donemden bir arkadasi "yanim bosaldi, ev arkadasi ariyorum." diyor. ev okula 5 dklik mesafede, nisantasinda, 4ncu katta, 2+1, isinma problemi yok ve kisiye dusen pay, elektrik-su vs de dahil 300 milyon. tek sorun, ertesi sene de kalinacagi icin yazin da bu meblagin odenmeye devam etmesi gerekliligi. aileye kulfet kisacasi.
aile ise "sen bilirsin, yolu ceken de sensin ama buradaki rahati hicbir yerde bulamazsin" diyor. evet bulamam. aman "bulamaz" diyecektim :P
simdi siz olsaniz ne yaparsiniz? haftalik 18 saate yakin zaman kaybini ve yorgunlugu dusunup, tasinir misiniz? yoksa aileme cok buyuk kulfet olacagim, hem pc'm de dsl'im de evde diyip, evde kalmaya devam mi edersiniz?
* alisveriste aradigimi bulamadim. lutfen elinde 2nci el caranza'si olan varsa 80$a kadar fiyat bicebilirsiniz, verecegim. bana acilen gerekiyor o kitap. kahrolsun nobel kitap evi! her ay sobotta bas, getir; e caranza nerede??? nerede periodontoloji kitaplari? nerede bu kitapevleri? nerede bu millet? nerede bu devlet?
karin agrisiyla uyandim ve nedense tedavi sinavinda cikan sorulari kontrol edesim geldi. bu islem; karnima giren agrilarin siddetini arttirmaktan baska pek birsey yapmadi. agri kesici alip tekrar yattim.
simdi kafami kurcalayan bir hadise var. oyle bir kiz dusunun ki hergun okula gidiyor ve dersleri 8'de basliyor. ancak evi o kadar uzak ki 6:30'da evden cikmak zorunda. 5:45 gibi uyaniyor. sinav donemlerinde uyku da uyuyamiyor hatta.
derken kizin okudugu bolumden bir ust donemden bir arkadasi "yanim bosaldi, ev arkadasi ariyorum." diyor. ev okula 5 dklik mesafede, nisantasinda, 4ncu katta, 2+1, isinma problemi yok ve kisiye dusen pay, elektrik-su vs de dahil 300 milyon. tek sorun, ertesi sene de kalinacagi icin yazin da bu meblagin odenmeye devam etmesi gerekliligi. aileye kulfet kisacasi.
aile ise "sen bilirsin, yolu ceken de sensin ama buradaki rahati hicbir yerde bulamazsin" diyor. evet bulamam. aman "bulamaz" diyecektim :P
simdi siz olsaniz ne yaparsiniz? haftalik 18 saate yakin zaman kaybini ve yorgunlugu dusunup, tasinir misiniz? yoksa aileme cok buyuk kulfet olacagim, hem pc'm de dsl'im de evde diyip, evde kalmaya devam mi edersiniz?
* alisveriste aradigimi bulamadim. lutfen elinde 2nci el caranza'si olan varsa 80$a kadar fiyat bicebilirsiniz, verecegim. bana acilen gerekiyor o kitap. kahrolsun nobel kitap evi! her ay sobotta bas, getir; e caranza nerede??? nerede periodontoloji kitaplari? nerede bu kitapevleri? nerede bu millet? nerede bu devlet?
22 Aralık 2004
211204
*en uzun gece*
sabah olmadan yola koyulmus olacagim.
siz bu satirlari okurken ben cook uzaklara felan degil, sadece okula gitmis olacagim. tum gun "yan gel osman" modunda pc'min so-called problemleriyle cebellestikten sonra "aaa ders calisacaktim ben" dedigimde saat 10:00 pm olmustu bile.
ama gune guzel basladik.
hatta mvö'ye referans yapalım; güne kahveyle basladim.
güne aslina selcüt'le basladim. evet gayet sevimli kardesim, bogazinda agrisi, onunde krepleri ile, strasbourgh turu attirdi bana. o kadar "bavuluna gireyim, bak sigarim, minnacigim ben" desem de ı-ıh ikna edemedim. bu arada kendisinin calar saat ve ajanda olma yetisi de varmis. abicigime opucukler ;)
sabah olmadan yola koyulmus olacagim.
siz bu satirlari okurken ben cook uzaklara felan degil, sadece okula gitmis olacagim. tum gun "yan gel osman" modunda pc'min so-called problemleriyle cebellestikten sonra "aaa ders calisacaktim ben" dedigimde saat 10:00 pm olmustu bile.
ama gune guzel basladik.
hatta mvö'ye referans yapalım; güne kahveyle basladim.
güne aslina selcüt'le basladim. evet gayet sevimli kardesim, bogazinda agrisi, onunde krepleri ile, strasbourgh turu attirdi bana. o kadar "bavuluna gireyim, bak sigarim, minnacigim ben" desem de ı-ıh ikna edemedim. bu arada kendisinin calar saat ve ajanda olma yetisi de varmis. abicigime opucukler ;)
19 Aralık 2004
191204
bugun aklima guzel seyler gelmisti, yazmak icin. sonra unuttum.
sonra yine aklima geldiler.
blogumun formatinda yapilacak bir degisiklikti sanirim bahsedecegim. evet evet 2005 yilinin ilk ayi itibariyle goreceksiniz. her yeni sezonda "en bomba filmler bizde" diyen kanal reklamlari gibi oldu ama. hayir bombalik birsey yok. sadece that's the (r)evolution baby!
bundan evvel sadece dialoglar, yer yer de suslu yazilar olsun istiyordum. formatin bu olmasindan yanaydim. ama gecenlerde, eskileri okurken bir esneme aldi gitti beni. sandim mandibulam yerinden cikacak, kondiler baglantilar ise yaramayacak ve bir yigin medikal zamazingo.
bu arada yarin sinavim var ve calismam gerekiyor. bebegi dogurduk ve artik postnatal yasamda cenesini ve diger dokularini gelistiriyoruz ama hala mini minnacik. :)
*ben cocuklari sevmiyorum. hıh.*
sonra yine aklima geldiler.
blogumun formatinda yapilacak bir degisiklikti sanirim bahsedecegim. evet evet 2005 yilinin ilk ayi itibariyle goreceksiniz. her yeni sezonda "en bomba filmler bizde" diyen kanal reklamlari gibi oldu ama. hayir bombalik birsey yok. sadece that's the (r)evolution baby!
bundan evvel sadece dialoglar, yer yer de suslu yazilar olsun istiyordum. formatin bu olmasindan yanaydim. ama gecenlerde, eskileri okurken bir esneme aldi gitti beni. sandim mandibulam yerinden cikacak, kondiler baglantilar ise yaramayacak ve bir yigin medikal zamazingo.
bu arada yarin sinavim var ve calismam gerekiyor. bebegi dogurduk ve artik postnatal yasamda cenesini ve diger dokularini gelistiriyoruz ama hala mini minnacik. :)
*ben cocuklari sevmiyorum. hıh.*
181204
ayin 16'sindaki oncesi-sirasi-sonrasinda dahi renkli (?!) olmayi becerebilmis konserden sonraki gunu kendime tatil ilan ederek okula gitmedim. 12de zar-zor, o da telefonun sesiyle, uyandim. alisverise gitmek uzre giyinirken, evi bir anda misafirler basti. ve yanlarinda 7-8 tane her yastan (kulliyyen erkek) otistik cocuk. bizim ufakligin dogumgununu kutlamaya gelmisler. cocuklarin aclik hisleri olmadigi icin, annem az kalorili, bol saglikli, doyurucu, genelde salata gorunumlu bir sofra hazirlamis, bir parca kasiklayarak evden ciktim.
alisveris kismini geciyorum. bebege, bordo renkli miniminnacik polar eldivenler alarak geri dondum. totalde yaptigim tum alisveris bu idi. sonra eve dondum. sonra pc'nin karsisinda sizip, oradan yatagima gectim. gece 3 gibi uyanip dislerimi fircaladim, tekrar yattim. yatagim hala sicakti.
cumartesi kalkisim daha da zordu. gitgide saniyorum narkoleptik davranislar gosteriyorum. gozlerimin altinda daimi mor makyajim ile ben aslinda cok mutluyuz da, su "zrrr zrrrrr" ederek ve her defasinda volumu artarak bagiran saat olmasa. sonra ogrencim geldi, ogrencim gitti, buralar hayal gibi. eve girenler-cikanlar vesaire. 3ncu fincan cayim, 1 kapucino ve 1 nescafem, sonra da 2 bardak kolam ustune ayilma cabalarim saat 22:00 sularinda ise yaradi. bunyedeki kafein kendini "speed speed!" diye disari atmak istese, ve kahvenin diuretik etkisi sonucu tuvalete gitme istegim artmis olsa da, kâh masamda sallanarak, kâh tuvalette okuyarak, ortodontinin ilk bolumunu bitirdim. artik prenatal yasami tamamlanmis bir bebegim var. yarin bu bebegin cene kemigi taslaklarini da olusturmayi hedefliyorum.
bir baska hedefim ise, ah evet 12den evvel kalkabilmek belki? bir de ders aralarindaki atistirma miktarimi azaltmam gerekebilir. gobegin icinde apoziyon olmakta (hayir disinda rezorpsiyon da yok ki kompanse edebilsin!) kafein konusuna hic girmiyorum. bol taurinli, bol kafeinli enerji icecekleri, lutfen hedefimden cekilin. odanin ortasinda parande atarak tedavi calismak istemiyorum, amuda kalkarak patoloji, zıplayarak farmakoloji vs. bunlarinda pozisyona gore, kendi konseptinde incelenmesi mumkun olabilir mi ki? "ayurveda, yoga, uzak dogu felsefeleri esliginde ogretiler... bugunku konumuz kendi ic sesimize donerek protez vuruklarini incelemek... sonrasinda anne karnindaki yasamimiza gecis yapacagiz, bakalim dudak-damak yarigi hangi haftada olusuyormus..."
evet uykum var.
ama daha kotusu, alt buyuk azilarimda kunt bir agri mevcut. hincimi dis ipimden cikarmamaliydim saniyorum. bunu bir koseye not etmeli. hincimi dis ipinden cikarmamaliyim. hincimi dis ipinden cikarmamaliyim. hincimi dis ipinden cikarmamaliyim. hincimi dis ipinden cikarmamaliyim. hincimi dis ipinden cikarmamaliyim. (...)
alisveris kismini geciyorum. bebege, bordo renkli miniminnacik polar eldivenler alarak geri dondum. totalde yaptigim tum alisveris bu idi. sonra eve dondum. sonra pc'nin karsisinda sizip, oradan yatagima gectim. gece 3 gibi uyanip dislerimi fircaladim, tekrar yattim. yatagim hala sicakti.
cumartesi kalkisim daha da zordu. gitgide saniyorum narkoleptik davranislar gosteriyorum. gozlerimin altinda daimi mor makyajim ile ben aslinda cok mutluyuz da, su "zrrr zrrrrr" ederek ve her defasinda volumu artarak bagiran saat olmasa. sonra ogrencim geldi, ogrencim gitti, buralar hayal gibi. eve girenler-cikanlar vesaire. 3ncu fincan cayim, 1 kapucino ve 1 nescafem, sonra da 2 bardak kolam ustune ayilma cabalarim saat 22:00 sularinda ise yaradi. bunyedeki kafein kendini "speed speed!" diye disari atmak istese, ve kahvenin diuretik etkisi sonucu tuvalete gitme istegim artmis olsa da, kâh masamda sallanarak, kâh tuvalette okuyarak, ortodontinin ilk bolumunu bitirdim. artik prenatal yasami tamamlanmis bir bebegim var. yarin bu bebegin cene kemigi taslaklarini da olusturmayi hedefliyorum.
bir baska hedefim ise, ah evet 12den evvel kalkabilmek belki? bir de ders aralarindaki atistirma miktarimi azaltmam gerekebilir. gobegin icinde apoziyon olmakta (hayir disinda rezorpsiyon da yok ki kompanse edebilsin!) kafein konusuna hic girmiyorum. bol taurinli, bol kafeinli enerji icecekleri, lutfen hedefimden cekilin. odanin ortasinda parande atarak tedavi calismak istemiyorum, amuda kalkarak patoloji, zıplayarak farmakoloji vs. bunlarinda pozisyona gore, kendi konseptinde incelenmesi mumkun olabilir mi ki? "ayurveda, yoga, uzak dogu felsefeleri esliginde ogretiler... bugunku konumuz kendi ic sesimize donerek protez vuruklarini incelemek... sonrasinda anne karnindaki yasamimiza gecis yapacagiz, bakalim dudak-damak yarigi hangi haftada olusuyormus..."
evet uykum var.
ama daha kotusu, alt buyuk azilarimda kunt bir agri mevcut. hincimi dis ipimden cikarmamaliydim saniyorum. bunu bir koseye not etmeli. hincimi dis ipinden cikarmamaliyim. hincimi dis ipinden cikarmamaliyim. hincimi dis ipinden cikarmamaliyim. hincimi dis ipinden cikarmamaliyim. hincimi dis ipinden cikarmamaliyim. (...)
17 Aralık 2004
171204
- anlamiyor musun jojo? seni birakmak istemedigimden bu kadar benimle gelmen icin israr ediyorum.
- sen anlamiyor musun? beni birakmak istemedigini bildigimden bu kadar eve gitmek icin israr ediyorum.
(bu durumda arka fona mavi sakal'dan iki yolu koymali ve "neden soruyorsun, nereye gidiyorum" demeli, isiklar kararmali ve jojo ile birlikte jonumuz sahneden inmeliydi.)
- sen anlamiyor musun? beni birakmak istemedigini bildigimden bu kadar eve gitmek icin israr ediyorum.
(bu durumda arka fona mavi sakal'dan iki yolu koymali ve "neden soruyorsun, nereye gidiyorum" demeli, isiklar kararmali ve jojo ile birlikte jonumuz sahneden inmeliydi.)
13 Aralık 2004
10 Aralık 2004
101204
Maynard James Keenan, front man and vocalist for Virgin Records' critically-acclaimed recording group A Perfect Circle, has been voted Best Male Artist in Modern Rock in FMQB's prestigious 2004 Leaders Poll. In a field packed with a host of stellar candidates including Green Day's Billie Joe Armstrong and Velvet Revolver's Scott Weiland. Keenan's passion and artistry vaulted him to the top of the online poll, which was tabulated from votes by Modern Rock radio programmers, label executives, and music industry professionals all across the country. This illustrious accolade marks the second year in a row that Keenan has been honored by the FMQB Leader Poll in 2003, the APC vocalist was named Best Rock Artist.
09 Aralık 2004
091204
Sabah 10:00
Araligin 9'u.
Molar Anfisi.
Rorschach Testi gibi bir sekil geldi onume.
- Ekrana bakiyoruz.
Murekkep sacilmis bir kagit parcasi?
- Bu rontgende ne goruyoruz?
Murekkep?
- Taskin yapilmis dolgu.
Katil?
- Iatrojenik*.
* iatrojenik: hekime bagli hata.
Araligin 9'u.
Molar Anfisi.
Rorschach Testi gibi bir sekil geldi onume.
- Ekrana bakiyoruz.
Murekkep sacilmis bir kagit parcasi?
- Bu rontgende ne goruyoruz?
Murekkep?
- Taskin yapilmis dolgu.
Katil?
- Iatrojenik*.
* iatrojenik: hekime bagli hata.
081204
Ogleden sonra 3:00
Kliniklerin kapanmasina yakin
Ayin 8'i
Aralik ayi
2004
Oral diagnoz klinigi
- Yine mi sen?
- Agzimda aft** cikti.
- Depresyon?
*sigh*
*for david de la torre; happy birthday my dear.*
**aft: depresyon, stres, yabanci cisim iritasyonu ve benzeri sebeplerle keratinize olmamis mukozada olusan ulseratif yaralar.
Kliniklerin kapanmasina yakin
Ayin 8'i
Aralik ayi
2004
Oral diagnoz klinigi
- Yine mi sen?
- Agzimda aft** cikti.
- Depresyon?
*sigh*
*for david de la torre; happy birthday my dear.*
**aft: depresyon, stres, yabanci cisim iritasyonu ve benzeri sebeplerle keratinize olmamis mukozada olusan ulseratif yaralar.
