Pages

09 Mayıs 2010

090510

Hemen her evin bir bahçesi olunca, bu adamlarda da bahçe bakımı gibi bir çılgınlık oluyor. Hatta bizim BİM mukabilindeki LIDL'da patates bulamadığın dönemde bile tohum, toprak, gübre bulabilmek mümkün.
Tamam, lale daha bir hoş duruyor ama İstanbul'da lale festivali varsa burada da "daffodil"(narcissus) festivali var. Ve evet, bu adamlar illa söylenmesi zor bir çiçek seçmek zorundalar!

Herneyse. Adamların festivalden anladıkları, her bir sponsorun bir demet daffodil dikmesi ve koca Bute Park'ın yarısının bahçecilikle alakalı eşyaların satıldığı kocaman bir markete dönüşmesi... Hatta yaşlı tintin teyzeler aldıkları boylarından büyük bitkileri taşımak için golf arabalarıyla geziyorlardı parkın içinde ki görülmeye değer!

Festival dönemi bizimkilerden farksız. Heryer daffodil maketleri, afişleri, bayrakları dolu. Bütün bakkallarda gerek saksıda gerek bukette satılıyor. Neden daffodil derseniz, Gallerin üç sembolü var temelde; Ejderha, Pırasa ve Daffodil. Merak etmeyin bu üç kelimeyi kullanarak bir kompozisyon yazmanızı istemeyeceğim. Ben de zaten hala aradaki bağlantıyı kurabilmiş değilim. Hadi bitkiyi ejderhayı anladım da...

...bir yerin sembolü nasıl pırasa olabilir yahu?

3 Yorum:

rumeysa dedi ki...

pırasayla daffodil yetiştirdikleri için onlar sembol olabilir ama ejderhayı anlamadım ben.

Fatima dedi ki...

celticlerden gelme bişiy kardiş.

clémentine dedi ki...

orası benim memleketimmiş meğersem. kendimi hep irlanda lazı zannediyordum ama galler lazıymışım. pırasaya taparım, en sevdiğim çiçek de nergistir.

Yorum Gönder