Pages

13 Temmuz 2005

120705

cay koymak icin mutfaga gittim az önce. malumunuz yarin tasiniyoruz. evde seker bile kalmamis. elimi sacma sapan yerlere daldirip birkac kup seker cikarirken (ki not edin kup sekerlerle aram iyi degildir) tvde bir blendax reklami gordum. tamam, blendax reklamlari da, geri kalan bir yigin sampuan reklami gibi sacma. ucagin kabininde saclarini yikayip orgazmik cigliklar atan hatunlar, "ay cok egleniyoruz" diyerek birbirlerinin saclarini yikayip kurutan, nazar boncuklari takan, gerekirse don dale diye sarki soyleyen hatunlar... bunlarin bir de erkek versiyonlari var tabi. kepekler omuzlarinda felan. sonra muhtemelen bdsm sitelerinden firlamis bir hatun arkadas elemanin sacina yapisir, ceker ceker, elemanin kafa derisi yuzulecektir ama saclari kopmaz.

bana tanidik birseyleri cagristirdi dogrusu... derler ki, hastanin disi kirilsa dahi dolgusu kirilmamali...

neyse, efendicagizima soyleyeim, bu defaki reklam iyice komikti.
3 kizcagizimiz var, birbirinden anoreksik. allah bunlara hicbirsey vermemis bir tek sac vermis dedirtecek kadar da "hacimli" saclari var. bir gece kulübünün lavabosundalar. ve ne yapiyorlar? hayir hayir, kusmuyorlar. bunlar bulumik demedim ki, anoreksik dedim. her neyse. bu hatunlar, cantasindan ace cikan ayse teyze misali cantalardan sampuan cikarip, gece kulübünün lavabosunda saclarini yikiyorlar!!
bu kizlardan 2si yakin arkadaslarmis. bunlar konusuyorlar, "gitarci cocuk cok hos ya.. benim saclari goruru tav olur bu. e konser modu tabi saclar elektriklenecek"
ve buradan, blendaxin bize vermeye calistigi mesaji hemen aliyoruz.
hamis; blendax sacin elektriklenmesini onlermis. yemisim.
neyse, bu arada cantasindan blendax cikarip, saclarini yikayan (ve bu sirada ustundeki kiyafetini cikarmayan) kizcagizimiz, kapidan cikip kulübün icine giriyor ve aslinda olmayan cantasindan bir baska sey daha ciakriyor; polaroid fotograf makinasi! ve kendi fotografini cekip gitar"ci" cocuga atiyor. sonra vokal de bunu sahneye cikariyor.
ve buradan, blendaxin bize vermeye calistigi 2nci mesaji da hemen aliyoruz;
hamiş; saclari "hacimli" ve "elektriksiz" olmayanlar sahneye cikamaz, ne kadar anoreksik olursa olsun.

tesekkurler! buyuksun.

neyse, simdi olayimiza geri donelim, reklamin bu kadari yeterli.
efendim, "done done geldigim" ve hatta "üc gülünden biri" oldugum buyuk camlica tepesinden son kez sesleniyorum (halkima!?). son kez seslenmenin hatrina, pederin laptopunu cekip, dsl modemi de salona uzatip, balkona kurulmus, bir yandan cay yudumlarken, bir yandan da manzara keyfi cikariyorum. poyraz da guzel esiyor oh oh.
efendim kadrajda sabanci ve kocun ikiz tepeleri, ciragan sarayi, ortakoy cami, marmara denizi, bogaz koprusu ve elbette kopru trafigi var. okulun terasindan evimi gorebildigim icin (ya da en azindan evin land marki haline gelmis saturn halkali vericiyi), buradan okulun gorundugunu de soylemek isterim. hic gormedigim birsey ya, ne enterasan!

diger eve tasindiktan sonra dsl in baglanmasi, tabi pc yi kurma cabalarim vs yi de eklersek, muhtemelen bir hafta ila 7 gun arasinda meydani diger yigitlere birakiyorum.

yoklugumda bol bol cay icin, ayaklariniza poyraz yedirin ve saclarinizi blendaxla yikayin. yürü.

2 Yorum:

bella donna dedi ki...

demek annem artık sizin apartmanın önünden her geçişimizde "fatıma burada oturuyor değil mi" diye soramayacak -bu zamana dek sürekli yapıyordu bunu. neyse efenim... kolay gelsin ve tüm bu taşınma yerleşme esnasında allah sabır versin fazla fazla 8) zira 1 ay'ı aşkın süredir evindeki tadilat sona ermemiş biri olarak delirdiğim için bir başkasının bu durumla karşı karşıya kalmasını istemiyorum. ama şu da bir öneri ki; oturduğunuz evde tadilat yapmayın. hatta tadilat yapmamak için bir ev bile satın almayın, yatırım olsun diye aldıysanız da onu kiraya verin ve her badana döneminde farklı bir eve gerekli tadilatı ve temizliği yaptırdıktan sonra taşının. ya da beni hiç dinlemeyin. ben saçmalıyorum, siz saçmalamayın.

clémentine dedi ki...

ilki 6 yaşında, ikincisi 16 yaşında üniversite nedeniyle istanbula, üçüncüsü yukarda yazmış cadının da içinde olduğu korkunç bir macerayla kadıköyden çengelköye 17 yaşında, ve bundan bir ay sonra dördüncüsü 11 sene oturduğumuz evden izmite, beşincisi okul bitince 18 yaşında eve, altıncısı 20 yaşında geçici oturulan eski aile evinden şimdiki eve.

arada bir şeyler mutlaka oldu. birileri taşındı ve biz profesyonel taşınıcı olarak onlara yardım ettik. ben severim taşınmayı. hayatında unuttuğun şeyleri sana hatırlatır. kim bilir ne eşyalar bulursun toparlanırken. ve bir o kadarını atarsın geçmişinde bırakmak isteyerek.

yeni ev temizdir, paktır, kokusu değişiktir. senin olmayan bir kokudur bir kere. bir süre yadırganır. ben yadırgarım açıkcası. ne zamanki bir şeyin üzerine "senin" kokun siner, işte o zaman o "şey" senin bir parçan olur.

taşınmak buruktur. neticede düzenin bozulmasıdır. alışkanlığın kaybolmasıdır. her gün refleks olarak seni eve götüren ayakların bir süre yeni çevreye alışmakta zorlanacaktır muhakkak.

bunları yazınca anladım: ben taşınma konusunda kaşar olmuşum. iyi mi kötü mü bilemedim :(

Yorum Gönder