Dün okulda, heidi alyuvarli yanaklarimla dolasiyordum sanirim. Inek mevzu bahisken... Yanaklarimi sıkan sıkana. Ilkokuldan bu yana, yanaklarim bu kadar makas alınmasına aliskin degillerdi, simardilar biraz. Guzel duyguymus. Ozlemisim.
Ilk etapta, isildakla iceri girip salterleri kaldirdigimiz molar anfisinde her zamanki yerimde konuslanmis, sinav pozisyonumu da almis beklerken, sol aciktan biri yanagimi sıktı. Baktim, profesor... “Sen de mi kaldin? Nasil oldu o?” dedi. Bilemeyecegim, oldu iste... Sinavi anlatmayacagim. Hayatim film seridi oldu, periodontoloji bilgilerim etrafinda sarmal olusturdular ve önümden double-helix modunda gectiler. Sinavdan ciktim.
Kantine gittim, cay aldim. (Satodaki hatuna selamlar olsun, cay her daim tuketilebilen, sicak ve bekledikce tadi guzellesen icecektir.) Akabinde kipritci hatunu da sürükleyip merdivenlerden yukari ve disari (alt cenenin büyümesi yönünde) cikarken, ortodonti asistanimla karsilastim. Bilal. Naber dedi. Kötü dedim. “Niye? Ne oldu?” dedi. Sekiz dersten kaldim dedim. Ellerini acti ve “six?” dedi. Kafami salladim, ellerimi actim ve “sekiz” dedim. Sok oldu adamcagiz. “How did this happen?” dedi arap aksaniyla. Bilemiyorum oldu iste. “See you next year!” dedi yanagimi sıkarak. Guldum.
Guldum.
Eve geldim. Agladim.
Annem geldi, yanagimi sıktı. Evet ben de seviyorum seni cok ve evet saglik herseyden önemli. Hem daha sonuclar aciklanmadi ve bütünlemeleri toleransli okur hocalar. Babam oyle diyor. O da sıktı yanagimi.
Soz sıkmaktan acilmisken... Dislerimi sıkmaktan usandim. Gun basina iki kas gevsetici, bir antiromatizmal ve agri kesici alip gece plagimi takip kafayi vurup yatmaktan da. En cok da sabahlari kalkip plagimi fircalayip suya koymaktan. Nene degilim ki ben. Henuz. Simdi ne mi yapacagim? Asagi inecegim, buzluktan börek cikarip firina atacagim. Sonra da afiyetle yiyecegim. Böörek diye okuyorum, ne olmus, bir itiraziniz mi var?
*Bir de surada bir link var. Tikla.
